Bu gün okuyacağınız yazıda sizlere beyninizin hayatınızın gidişatıyla nasıl oynadığından bahsedeceğim.
Eski bir türk ata sözünü sizlere hatırlamak istiyorum.
Hafıza-i Beşer Nisyan ile Malüldür.
Yani kısaca “insan beyni unutmaya yatkındır” anlamına gelir.
Bu söze katılmamak elde değil çünkü gözlerimizi açtığınız andan bu güne kadar her şeyi hatırlamamız mümkün değildir. Bazen unutmak bir zulüm olabilir. Hangimiz özel bir günü son dakika hatırlamadık ki değil mi? 🙂
Lakin unutmak bir lütuftur. İnsanın kendine verebileceği en güzel hediyedir. Hayat size her zaman virajsız bir yolda okyanus manzarası sunmaz. Bazen öldüm dersiniz, bunu atlatamam dersiniz, bu asla gözümün önünden gitmez dersiniz ama öyle bir zaman gelir ki bu cümleleri neden söylediğinizi hatırlamakta güçlük çekersiniz. İşte böyle zamanlarda kendinize teşekkür etmeniz gerekiyor.
Asıl sorun bunu kendi kontrolünüzde nasıl yapacağız? Güzel anıları değil de kötü tecrübeleri nasıl unutacağız?
Yenilikler unutmanın en önemli ilacıdır. İnsan beyni yeni şeyleri öğrenmek için geriye dönük anılardan silmek zorundadır. Beyninizi depo olarak düşünün yeni şeylere yer açmak için eskilerden kurtulmak zorundasınız. Beyin bu silme işlemini rasgele yapacaktır ancak siz onu yönlendirirseniz kötü anılardan kurtulmanız mümkün olabilir.
Yaşadığınız her kötü anıya karşılık onlara denk yeni anılar kazanırsanız beyniniz eskileri gereksiz görecek ve geriye dönük olanları silecektir. Yani siz hafızanızı yeni ve iyi anılarla beslerseniz kötü anılar, eskileri hatırlatacak kötü anılarla beslerseniz iyi anıları unutmaya mahkumsunuz.
İnsan doğası gereği kötüye yatkındır. Kötü olayları nedense hayatımızda ölüm kalım meselesi haline getirken iyi olaylar sanki yokmuş gibi yaşarız. Bu durumda beynimizin iyileri önemsiz kötüleri ise önemli görmesine sebep olabilir.
Sizle ilgili her şeyin kontrolü sizde olduğu gibi hafızanızın da kontrolü sizdedir. Direksiyonu doğru yöne çevirmek size kalmış.
Yaşamınız boyunca iyi anılar biriktirebilmeniz dileklerimle..
İbrahim ERTEKİN
Not: Bu yazı 15 Temmuz 2017’de yazılmış olup henüz hazır olmadığı için o zaman paylaşılmamıştır. Zamanın, biliyorum dediklerinizi nasıl şekillendireceği oldukça enteresandır.
