KİMSİN SEN?

İnsanoğlu varolduğu günden beri bir şeyleri tanımlama isteğiyle bugünlere kadar geldi. Tanımladığının altına kendi imzasını, tanımlayamadığının ise avuç açtığı Tanrı’sının imzasını attı. Tanımlananları sorgulamıyor ve tanımlanamayanlara merak duyuyor, anlamaya çalışıyoruz. Peki size her gün gördüğünüz ama asla tanımlama ihtiyacı duymadığınız bir şey var desem?

Sabah, öğle ve akşam onlarca kez görüyor ama asla sorgulamıyorsunuz..

Bir tahmininiz yoksa ben söyleyeyim, sizden bahsediyorum. Daha doğrusu kendinizden..

Evet dönem dönem hepiniz kendinize sormuşsunuzdur birisi size kim olduğunuzu sorsa kendimi nasıl tanımlarım diye ya da uyduruk bir kişilik testinde sorulan sizi tanımlayan üç kelime sorusu için bir şeyler düşünmüşsünüzdür. Peki gerçekten siz kimsiniz?

Kuşkusuz bir gerçek ki tarihin belki de en zor sorusudur çünkü siz olmak istediğinizi düşünür ama olduğunuzun arkasına saklanırsınız. Korkusuz olduğunuzu söylersiniz ta ki en derinlerinizde varlığından haberdar olmadığınız korkularınızla yüzleşene dek, yenilmez olduğunuzu düşünürsünüz ta ki daha önce darbe almadığınız yerinizden darbe alana dek. Liste uzar gider ama gelin size bir paradokstan bahsedeyim..

Usta Zhuang paradoksu..

Usta Zhuang bir sabah uyandığında aklında cevapsız bir soru dönüyordur. Onu düşünceli gören bir arkadaşı durumunu sorar. Usta, gece bir rüya gördüğünü ve rüyasında kelebek olduğunu söyler. Ve can alıcı soruyu sorar.

Ben rüyasında kelebek gören bir insan mıyım yoksa insan olduğunu gören bir kelebek mi?

Soru basittir lakin bir cevap var mıdır? Bilinmez..

Eğer bir kelebek gibi özgür ve kanatlanıp uçabilirmiş gibi hissediyorsanız neden hem insan hem de kelebek olamayasınız?

Ben size farklı bir bakış kazandırmak istiyorum..

Başta da bahsettiğim gibi anlamlandıramadığınız her şeyi tanımlamaya çalışıyorken kendinizi umursamıyorsunuz. Ancak kendinizi tanımlayamazsanız başka şeyleri nasıl tanımlayabilirsiniz ki?

Sahip olduğunuz şeylerin sizi tanımlamasına izin vermeyin. Kanatlarım yok ki kelebek olayım demek yerine bir kelebek olsam ne yapardım sorusunu sorun kendinize. Özetle siz aynaya bakınca ne görüyorsanız öyle olmak yine sizin elinizde. Aynada acınası ve asla düştüğü yerden kalkamayacak bir insan görüyorsanız, dost acı söyler aksi asla gerçekleşmeyecek..

Kendinizi kalıplara sokup toplumun ya da kavramların sizi basite indirgemesine ve gruplandırmasına izin vermeyin..

Siz inatla ben kelebeğim dediğinizde insanlar size sen tırtılsın diyorsa sadece kozadan çıkacağınız ve güzelliğinizle onları büyüleyeceğiniz günü bekleyin. Göründüğünüz kişi değil gördüğünüz kişi olduğunuzu unutmayın..

İbrahim ERTEKİN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.