Hepimizin bir takım alışkanlıkları vardır. Kahve içtiğimiz mekan, yemek yediğimiz restoran, sık kullandığımız kelimeler ve arttırılabilecek nice örnek bizi güvende hissettirdiği için hayatımıza bir şekilde yer etmeyi başarmıştır. Biz bu alışkanlıkların dışında kendimizi güvensiz, mutsuz ve huzursuz hissederiz.
Bugün bu alışkanlıkların değişmesi üzerine konuşmayacağız. Bugün insanların size alıştırdığı yaklaşım üzerine bir hikaye anlatacağım.
Rus yazar Dostoyevski toplum içerisinde konuşma yapması sebebiyle hapse atılır. O güne dek insanların davranışlarını iyi analiz edebildiğini düşünüyorken tanıştığı bir köpek ona tüm bildiklerini unutturur. Hapishanede bu köpeğin yanından geçen tüm mahkumların ona tekme attığını ama köpeğin tepki vermeyi bırakın kaçmadan beklediğini gözlemler. Daha sonra bunu irdelemeye başlar. Köpeğin aksine bir mahkum yanına yaklaştığında boynunu eğerek gelecek olan tekmeye kendini hazırladığını fark eder. Bunun üzerine Dostoyevski köpeğin yanına yaklaşır ve onu okşamak ister. Köpek şaşkın gözlerle ona bakarken Dostoyevski’nin yaklaşımından ve onu okşamasından korkar ve havlayarak ondan uzaklaşır. İlerleyen günlerde de bu köpek ne zaman Dostoyevski’yi görse ondan korku dolu gözlerle uzaklaşır. Dostoyevski bu hikayeyi “Ölüler Evinden Anılar” isimli kitabında anlatmıştır.
Buradan çıkarılacak ders, kötülüğe alışmayın, alıştırmaya çalışandan uzak durun. Bir yerlerde sizi okşamak için bekleyen birileri her zaman vardır. Herkes size tokat atıyor ve siz de yanağınızı uzatıyorsanız üzgünüm tokat atacak insanlar hayatınızdan asla eksilmeyecek.
İbrahim ERTEKİN
